İnsanın kendine duyduğu saygı; haysiyet, izzetinefis.

Türk Dil Kurumu Öz Saygı kavramını yukarıdaki gibi tanımlıyor. Toplumumuzda değer kavramları arasında yer alan saygı kavramı her yaş grubunda eğitim kapsamında bir şekilde hepimize öğretiliyor. Ancak öz saygı kavramı daha ender karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla bireylerin genele duyduğu saygı kadar kendilerine saygı duymadıkları bir psikoloji ortaya çıkıyor ve kendiyle barışık olmayan bireylerin sayısı giderek artıyor. Bu nedenle küçük yaşlar itibariyle öz saygı kavramının bireylere öğretilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir ekşi sözlük yazarı bu konu hakkında şunları yazmış;

bireyin kendi özüne, benliğine duyduğu saygıdır. insanın kendini olduğu gibi kabul etmesidir.

bir anlamda kendi karakaterine, değer yargılarına, inançlarına uygun ve tutarlı hareket etmesi; yani kendi kendisiyle çelişmemesidir ki bu da kişinin kendisinden hoşnut olduğunu ve iç huzurunun bulunduğunu gösterir.

özsaygı başkalarının değerlendirmelerinden bağımsız olarak insanın kendine verdiği değerdir.

başkaları size saygı duymayabilir, saygı duymayışları belki kendi terbiyesizliklerindendir. ancak siz benliğinizle çelişir ve kendinize olan saygınızı yitirirseniz, işte o zaman değerinizi yitirirsiniz.

Küçük yaşlarım itibariyle daima kendimi tanımaya çalıştım. Yeteneklerim, yeteneksizliklerim, duygularım, sağlık problemlerim, insan ilişkilerim, eğitim yaşamım, iş yaşamım ve benzeri pek çok konuda kendimle kavgalarım oldu. Bu kavgalarım dolayısıyla erken yaşta kendimi tanıdım, kendimi sevdim, kendime saygı duydum. Öğretilen ve öğrendiğim her konuyu sorgulayarak kendi mantığıma ve kendi duygularıma uygun olanları benimsedim. Bu durum ise mümkün olduğu kadar “ben olabilmemi” sağladı.

***

İnsanın kendine ait bir takım etik, değer veya prensiplere sahip olmasını çok önemli buluyorum. Çünkü insan yapısı gereği pek çok şeyi başarabilir, becerebilir. Ancak insan başarabildiği herşeyi yapmak zorunda mıdır bu konuda zorunda değildir diye düşünüyorum. Örneğin araba sürmeyi öğrenip, gerekli sertifikasyonları edindiği zaman insan araba sürebilir. Ancak araba sürmeyi sevmiyor ise bunu uygulamak zorunda değildir. İnsan matematik dersini çok iyi yapabiliyor olabilir. Ancak o dersi sevmiyor veya sözel derslere kendini daha yatkın görüyor ise matematik alanında ilerlemek istemeyebilir. Özellikle aileler, ne yazık ki çocuklarına bazı yönlendirmeler uygularken onları bu yönlendirmeye zorunlu tutuyor. En basitinden Hukuk okumak, TIP okumak gibi baskıcı yönlendirmeler ile çocuğun eğitim yaşantısını yönlendiriyor. Sonrasında çocuk mesleğe adım attığında “eğer gönlünde yoksa” mutsuz oluyor ve irade sahibi ise meslek değiştiriyor. Bu perspekstif ile baktığımızda sevmediği bir eylem içerisine giren birey mutsuz oluyor. Dolayısıyla zevkleri gelişmiyor, düşünceleri gelişmiyor, duyguları gelişmiyor ve robotik bir birey haline geliyor.

***

Ben öz saygı edinimini kazandıktan sonra karşımdaki bireylerin fikirlerine ve duygularına da saygı duymaya başladım. Empati yeteneğim gelişti. Karşımdaki bireyle zıt düştüğüm durumlarda kabullenmeyi öğrendim. Olağandışı durumlar olmadıkta etrafımdaki insanlara hep saygı duydum ve onore ettim. Bu farkındalığım çoğu zaman beni rahatsız etmedi. Sadece; özellikle yaşı benden çok büyük olup kendine saygısı olmayan, yönlendirmeler sonucu değerlerini hiçe sayan insanları gördüğümde biraz bocalamıştım. Çünkü bu tip insanlar sizin de kendileri gibi olmanızı bekliyorlardı. Değer yargılarınızı, duygularınızı hiçe sayıyor ve robotlaşmayışınızı sizin kabahatinizmiş gibi görüyorlardı. Hazmetmem biraz zaman almıştı. Zamanla alıştım. Bu tip insanlarla ilişkimi askıya alarak ya da en azından en minimum seviyeye indirerek üstesinden geldim.

Bugün de buraya not düşmek istedim.

Ömür kısa. Zayii etmeye lüzum görmüyorum. “Sen sen ol, SEN ol” diyerek sonlandırıyorum.

Sevgiler…

 

By Mert

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir